aikidojo
  Samuray Tarihi
 
Ana Sayfa Dojomuz. Aikido Eğitimlerimiz İstanbul Atalar Kartal'da Bize görüşlerinizi yollayın Ziyaretçi Defterimize Yazın Forum. Yeni Kuruldu gmail hesabınızla siz de katılın

 

SAMURAY TARİHİ

Samuray kelimesinin kökeni Heian Dönemi öncesine dayanır. Japonca bir fiil olan "saburau"dan türemekte olup hizmet etmek ya da hazır bulunmak anlamına gelmektedir. 16. yüzyılın sonu ve 17. yüzyılda saburau kelimesinin yerini samuray kelimesi aldı. Samuraylar, askeri sınıfın birer üyesiydi. Ok, mızrak, tüfek gibi çeşitli silahlar kullanırlardı. Ama onların en ünlü silahı sembolleri olan kılıçtı. 
Heian Dönemi ( 794-1185): 
Samurayın önemi ve etkisi güçlü toprak sahiplerinin arazilerini koruması için özel askerler kiralaması ile Heian Dönemi'nde gelişti. Bu dönemin sonuna doğru, Minamoto ve Taira adı verilen iki askeri topluluk tüm ülkenin kontrolünü sağlayacak ve üstünlükle savaşlar kazacak kadar güçlendi. 
Kamakura Dönemi (1192-1333): 
1185'te Minamoto, Taira'yı bozguna uğrattı. 1192'de Minamoto Yoritomo, Kamakura'da yeni bir askeri idare kurdu. Bir shogun olarak yani ordunun en yüksek rütbelisi olarak Japonya'nın hükümdarı haline geldi. 
Muromachi Dönemi (1333 - 1573): 
Karışık savaş döneminde Japonya bir düzine bağımsız devlet oluşturdu ve bu devletler birbirleriyle savaşıyordu. Bu nedenle samuraylara olan ihtiyaç çok yüksekti. Savaşlar arasında ise birçok samuray çiftliklerde çalışıyordu. 
Azuchi-Momoyama Dönemi (1573 - 1603): 
Toyotomi Hideyoshi, Japonya'yı yeniden bir araya getirdiğinde sonradan Tokugawa Ieyasu ve ardından gelenler tarafından tamamlanan değişmez sosyal sınıf sistemini tanıtmaya başladı. Hideyoshi, tüm samurayları çiftlikte bir yaşam ile kale şehirlerinde bir savaşçı yaşamı arasında seçim yapmaya zorladı. Üstelik, samuraydan başkasının kılıç kuşanmasını yasakladı. 
Edo Dönemi (1603 - 1868): 
Sosyal sınıfın resmi hiyerarşisine göre Edo Dönemi, samurayların zirvede kaldıkları bir dönem. Samurayları ise çiftçiler, esnaf ve tüccarlar takip ediyordu. Üstelik her sınıf içinde de bir hiyerarşi vardı. Tüm samuraylar kale şehirlerinde yaşamaya zorlandı ve hizmetlerine karşılık efendilerinden gelir olarak pirinç alıyorlardı. Bir efendisi olmayan samuraylar ise ronin olarak anılıyordu ve Edo Dönemi'nde ufak sorunlara neden olmuştu. 
 

— Osaka Kalesi —

 

1615'te Osaka Kalesi'nin işgali ile Tokugawa'nın son potansiyel rakibi de ortadan kalktı ve nispi bir barış 250 yıl kadar Japonya'da hüküm sürdü. Sonuç olarak, savaş sanatı becerilerinin önemi azaldı ve birçok samuray bürokrat, öğretmen ya da sanatçı oldu.

1868'de Japonya'nın feodal çağı sona erdi ve samuray sınıfı ortadan kaldırıldı. 

Samuraylar ve Bushido 
Bushido, savaşçının yolu demektir. Samuraylar, Bushido'nun etik kuralları doğrultusunda hayatlarını yaşamaya inanırlardı. Bushido, üstada saygı, öz disiplin ve saygı, ahlaklı davranış gibi konuların üzerinde durur.

Bushido'yu, sadakat, kendini feda etme, adalet, utanç, saflık, mütevazılık, savaşçı ruh ve de onuru öne çıkaran bir yaşam felsefesi olarak da görmek mümkündür.

Bushido, samuraylar için bir yaşam biçimi gibidir. Bir samuray imparatoruna, efendisine bağlılık duyar. Güvenilir ve dürüst kişilikleri vardır. Tüm samuraylar maddiyata önem vermeden tutumlu bir yaşam sürerlerdi. Bunların yanında önem verdikleri şey onur ve gururdu. Onlar gerçek kahramanlıkların adamıydı. Samurayların ölüm korkusu yoktu. Hiç çekinmeden savaşa girebilirlerdi ve savaşta ölmek ise ailesine ve efendisine onur verirdi. 

Bushido'nun Temel İlkeleri 
 

    Gi (Dürüstlük ve Adalet): Tüm insanlarla ilişkilerinde son derece dürüst ol. Adalete inan; sadece başka insanlardan gelene değil, kendinden gelene de inan. Gerçek bir samuray için, dürüstlük ve adalet konularında grinin tonları yoktur. Tek bir doğru ve tek bir yanlış vardır.

    Yu (Kahramansı Cesaret): Harekete geçmekten korkan insan kitlelerinin üzerine çık. Bir kaplumbağa gibi kabuğuna saklanmak hiç yaşamamak gibidir. Samurayda bir kahramanın cesareti olmalıdır. Samuraylık kesinlikle risklidir. Tehlikelidir. Hayatı tam olarak, dolu dolu ve harika bir biçimde yaşamaktır. Kahramansı cesaret, gözü karalık değildir. Zeka ve güçtür. Korkunun yerini saygı ve temkinle doldurmaktır.

    Jin (Merhamet): Yoğun bir eğitim sonucunda samuray hızlı ve güçlü olur. Diğer insanlar gibi değildir. Herkesin yararına kullanılması gereken bir güç geliştirir. Şefkatlidir. Diğer insanlara her fırsatta yardım eder. Eğer fırsat çıkmazsa, fırsatı bulmak için yollara düşer.

    Rei (Kibarlık-Nezaket): Samurayların acımasız olmak için nedenleri yoktur. Güçlerini kanıtlamaya ihtiyaçları yoktur. Bir samuray düşmanına karşı bile saygılıdır. Saygının bu dışavurumu olmadığında, hayvanlardan farkımız yoktur. Bir samuray sadece dövüşteki gücü yüzünden saygı görmez, diğer erkeklere davranış biçimiyle de saygı görür. Samurayın gerçek içsel gücü zor zamanlarda belli olur.

    Makoto (Katıksız İçtenlik): Samuray bir şeyi yapacağını söylemişse, o şey yapılmış demektir. Yapacağını söylediği şeyi tamamlamasına hiçbir şey engel olamaz. Vaatte bulunması gerekmez. Söz vermesi gerekmez. Sözlü olarak söylemesi bile o şeyin yapılmasının başlangıcını oluşturur. Söylemek ile yapmak aynı şeydir.

    Meiyo (Şeref): Samurayın onurunun tek yargıcı vardır, o da kendisidir. Verdiğin kararlar ve bu kararların nasıl uygulandığı gerçekte kim olduğunun bir yansımasıdır. Kendinden saklanamazsın.

    Chu (Görev ve Sadakat): Samuray için, bir şeyi yapmak ya da bir şeyi söylemek, o şeye sahip olması demektir. Bundan ve bunun ardından gelecek tüm sonuçlardan sorumludur. Bir samuray kendi koruması atındakilere müthiş sadıktır. Sorumlusu olduğu kişilere karşı, son derece hakikatlidir.

Samuraylar ve Ölüm

Haklıca ya da insafsızca, ölüm her zaman samurayla bağlantılı olmuştur. Samurayın ölüme eğilimi onu diğer savaşçılardan ve esir alma düşüncesinden sıyırmaktadır.

 

    Samurayın yolu ölümde bulunmuştur.
    Sıra geldiğinde sadece ölümün çabuk tercihi vardır.

 

Seppuku, samuray sınıfının üyeleri tarafından yapılan intiharın törensel şeklidir. Harakiri olarak da bilinir. Birinin kendi göbeğini kesmesi şeklinde olur. Genellikle yakın bir arkadaş seppuku yapacak olan samurayın arkasında kılıcı ile durur, böylece yavaş ve acı veren bir ölümü önler. Samurayın arkasında durup da başını kesecek biri olmadığında, seppuku yapan samuray büyük bir atar damarını kesmedikçe ölmesi yarım saati bulmaktadır.

Samuraylar için ölümün ne şekilde olduğu da önem kazanmaktaydı. Bir samuray her zaman onuru ile ölmeyi, onurunu kaybetmiş bir şekilde ya da esir alınmış bir şekilde ölmeye tercih ederdi. Bir samuray için savaşıyorken ölmek ise bir onurdu.

Bir yenilgiden sonra ise bazı samuraylar onursuz bir biçimde ölmek ya da esir alınmak yerine törensel bir biçimde karınlarını keserek kendilerini öldürmeye kalkışırlardı. (Soldaki Resim) Yaptıkları bu törene “Seppuku” adını veriyorlardı.


Seppuku, Heian Dönemi'nde ortaya çıkmıştır. Feodal dönemde savaşçılar karın kısmına saygı gösteriyordu çünkü ruhun orada olduğuna inanılıyordu. Edo Dönemi'nde samurayların ölümle cezalandırılması için Seppuku kullanılmaya başlandı. Savaşçının kendi karakteri ve onuruna saygı göstermesi için kendi elleriyle karnını kesmesine izin verilirdi. Seppuku yaparken hem ortaya çıkabilecek terslikleri önlemek için hem de savaşçının en az biçimde açı çekmesini sağlamak için de seppuku yapan samurayın karnını kesmesinden hemen sonra başını kesecek biri de savaşçının arkasında bulundurulurdu. Bu kişi bazen onun en yakın dostu bile olabilirdi. Savaşçının karnını kesmesinin ardından kılıçla kafasını kesecek olan bu kişiye de kaishakunin ismi verilirdi.

 

Bir samurayın seppukuya başvurmasının sebepleri ise onursuz bir şekilde ölmeyi, düşmanı tarafından öldürülmeyi, savaşta esir alınmayı, ailesinin ya da efendisinin ondan utanç duymasını önlemektir.

Seppuku yapacak olan samuray beyaz kimono giyerdi. Karnını kesmeden önce bir ölüm şiiri yazması beklenirdi. Karnını keserken de soldan sağa doğru bir yönde keserdi. Bazen de ilk kesimden sonra bağırsakları boşaltmak için yukarıdan aşağıya doğru bir kesim de yapılırdı. Kaishakunin de kılıcını bu ikinci kesimde savururdu. Kaishakunin'in yaptığı bu son hamleye daki-kubi denilirdi.

Seppuku yapacak savaşçının önünde karnını keseceği kılıç hazır bulunurdu. Bunun için wakizashi adı verilen bir kılıç ya da ondan daha kısa ebatlarda tanto adı verilen bir bıçak kullanılırdı.

   

Bazı soylu kadınlar da törensel intihara başvururlardı ama bu daha çok bıçakla kendi boğazlarını kesme ya da kesici saç iğnelerini veya bir bıçağı kalplerine batırma şeklinde yapılıyordu.

Batılıların ilk kez seppukuya tanık olması 1868'deki Sakai Olayı 'ndadır. 15 Şubat'ta 20 Fransız denizci Sakai isimli Japon kasabasına yasal izinleri olmadan girdiler. Onların bu varlıkları yerlilerin panik içine girmesine neden oldu. Güvenlik kuvvetleri denizcileri gemilerine geri yolladı ama bir çarpışma çıktı ve 11 denizci vuruldu. Fransız temsilcilerinin itirazı üzerine 15.000 yen tazminat ödendi ve sorumlular ölüme mahkûm edildi. Fransız kaptan ise idamı gözlemlemişti. Her samuray dinsel bir törenle seppuku yapıyordu ve tüyler ürpertici bu özellik kaptanı şok ediyordu. Sonunda kaptan af diledi ve geriye kalan dokuz samurayın canını bağışladı.

Seppuku, resmi olarak 1868 yılında ortadan kaldırıldı ama elbette kesin olarak sona ermedi. O tarihten sonra da çeşitli seppukular yapıldı.

Seppuku Çeşitleri

Sokotsu-shi: En çok uygulanan seppuku biçimidir. Sınırı aşmış olmanın telafisini yapmak için intihara kalkışılır. Başka bir durumda, samuray döneminin sonlarında şanssız bir samuray kanun tarafından bir köpeği incittiği için bile kendini öldürmeye zorlanabiliyordu.

Kanshi: Diğer seppuku çeşitleriyle ikna edilme sağlanamadığında efendisine bir şeyi göstermek için kişinin kendini öldürmesi şeklinde nadiren tercih edilen bir seppuku çeşididir.

Junshi: Efendilerinin kaybedilmesinin ardından yapılan intihar biçimidir.

Japon Tarihindeki Bazı Seppukular

Yoshitsune: Kendi erkek kardeşi tarafından gönderilen düşmanlar kalesini kuşatınca önce eşini ve çocuklarını öldürmüş ve sonrasından da kendisi seppukuya başvurmuştur. (1189)

Oda Nobunaga: Korkusuz zorba hükümdar Oda Nobunaga, generallerinden biri olan Akechi Mitsuhide kendisine karşı gelince seppukuya kalkıştı.

Saigo Takamori: Yüce Japon hükümetine karşı başlayan ayaklanmanın lideri olan Saigo Takamori, Japonya'nın güneyinde yapılan Satsuma savaşında yenik düştü. Savaşta yaralandı ve savaştaki samurayların tarzı ile seppukuya kalkıştı. Japon halkı için bir kahraman oldu. (1877)

Japon askerleri: Kırk tane Japon askeri Liaotung yarımadasının Çin'e geri verilmesini protesto etmek için seppukuya kalkıştılar. (1895)

General Nogi: 1912 yılında İmparator Meiji öldüğü zaman general Nogi seppukuya kalkıştı.

Samurayların Ölüm Şiirleri

Minamoto Yorimasa 
(1104-1180)

Çürük bir kütük gibi 
Toprağa yarı gömülmüş 
Çiçek açmamış hayatım
Bu üzgün sona gelmiş

 

Toyotomi Hideyoshi
(1536-1598)

Hayatım,
Bir çiy gibi geldi 
Çiy gibi yok oldu 
Tüm Naniwa; 
Düş ardından düştür

 

Uesugi Kenshin 
(1530-1578)

Hayat boyu başarı ki bir fincan sake 
Kırk dokuz yıllık yaşam geçti bir düşte 
Ne hayatın ne olmadığını biliyorum, ne de ölümün 
Yıllar geldi yıllar geçti ki hepsi bir düş 
Cennet de cehennem de geride kaldı 
Bulutların olmadığı bir mehtabın ışığındayım

 

Hôjô Ujimasa 
(1538-1590)

Arifenin güz rüzgarı 
Ayın saf ışığını kapatan bulutları 
Ve aklımızı karıştıran sisleri dağıtıyor 
O kadar da iyi süpürse bile 
Şimdi biz yok oluyoruz 
Bunun üstüne neyi düşünmeliyiz; 
Geldiğimiz gökyüzünü 
Şimdi tekrar geri gidebiliriz 
Bu en az bir bakış açısı

 

Tokugawa Ieyasu 
(1542-1616)

Birinin ölüp ölmeyeceği, hepsi aynı 
Tek farkı birini yanında götüremeyeceğindir 
Ne kadar da hoş! İki uyanış ve bir uyku
Bu gelip geçen dünyanın düşü! 
Erken şafağın gül gibi renkleri!

Savaştaki Samuraylar

Hiçbir samuray savaşırken kendisini izleyen ölümün gölgesinden korunamaz. Bir çok ünlü isim bile savaşırken ölümün gölgesinde kalmıştır. Uesugi Kenshin'in babası bir savaşta öldürülmüştür ve onun önemli çağdaşları Imagawa Yoshimoto, Ryûzôji Takanobu, Saitô Dosan, Uesugi Tomosada gibi isimler de düşmanın kılıcına düşmüştür.

Bir çoğu savaşta ölmeseler bile kaybettikleri savaşları ölümle eş değer tuttukları için seppuya kalkışmıştır. Bu 12. yüzyılın Minamoto Yorimasa'sından 16. yüzyılın Sue Harukata'sına kadar devam etmiştir.

Samurayların ölüme olan bakış açısı biraz felsefidir. Savaşta ölüm ile intihar etmek (seppukuya başvurmak) arasında ince bir çizgi vardır. Bu ince çizginin bir tarafı yani savaşı kazanmak ya da savaşta ölmek ailesine, efendisine gurur verecekken çizginin diğer tarafı yani intihar kısmı kimseye gurur vermeyecektir.

Samuraylar ve Silahları

A) Samurayların Kılıçları:

Samurayların birçok silah (bıçaklarının yanında yay ve mızrak) taşıma ve kullanma hakları olmasına rağmen tek bir silah samurayın ruhu olarak benimsenmiştir ki bu katana ya da tachi denilen kılıçtır.

Japonlar kılıca görülmemiş bir biçimde değer vermekteydi. Japon tarihinde yazılanların çoğuna göre sadece samuraylar kılıç taşıma yetkisine sahipti ve kılıç taşıyan bir köylü onu öldürmek için yeterli bir nedendi.

Eski Japon kültürü kılıçların çevresinde oluşmaktaydı. Kılıçları taşımak, temizlemek, saklamak, bilemek (ya da bilememek), sahip olmak ve kılıcı kullanmak gibi detaylı yöntemler çağdan çağa gelişme göstermiştir.

Örneğin bir samuray birisinin evine girdiğinde, diz üstü oturduğu zaman kınına yerleştirilmiş olan kılıcını nasıl yerleştireceğini dikkate almalıdır. Kılıcın ilgi çekecek biçimde ya da yanlış yerleştirilmesi şüphe ya da saldırı anlamına gelir. Bu yüzden samurayın kılıcını sağına ya da soluna koyup koymadığı, kılıcın kavisinin kendisine doğru ya da dışa dönük yerleştirip yerleştirmediği görgü kurallarının önemli bir kısmıydı.

 

Ev sahibine göre samurayın uzun kılıcı alçak parmaklı rafa, wakizashi denilen orta boydaki kılıcın altına keskin tarafı yukarıya bakacak şekilde yerleştirilirdi. (Doğru yerleşim biçimi soldaki resimde)

    Eğer uzun kılıç (katana) wakizashinin üstüne ya da keskin tarafı aşağıya bakacak şekilde yanlış yerleştirilirse bu samurayın hızla kılıcını çekebileceğini, bir misafire karşı olan şüphesini ima etmekteydi.

    - Kılıçların yanlış yerleştiriliş biçimlerinden örnekler -

 

Japon Kılıçlarının Sınıflandırılması

Japon kılıçları genellikle uzunluklarına göre sınıflandırılır. Bu uzunluklar shaku denilen birim ile ölçülür. 1 shaku yaklaşık olarak 30.3 cm'dir. (1891'den beri 1 shaku biriminin tam olarak 10/33 metre olduğu tanımlanmıştır ama eski veriler bu sayıdan biraz farklıdır.)

1 shaku'dan fazla olan (30 cm) kılıçlara “ tanto” denilir.

    1 shaku'dan fazla olup boyu 2 shaku'yu bulmayan (30-61 cm) kılıçlara “ shoto” , “wakizashi” veya “kodachi” denilir.

2 shaku'dan fazla olan (60 cm) kılıçlara “ daito” denilir. Katana bu kategoriye girer. Bununla birlikte katana terimi sıklıkla yanlış kullanılmaktadır. Eğer kılıç kuşaktan geçiyorsa buna “katana” , bele bir iple bağlanıyorsa buna “tachi” denir. (Ortalama kılıç uzunluğu 78 cm'dir.)

Anormal olarak 5 shaku'dan uzun olan yani 1.5 metre kadar olan kılıçlar da vardı ve bunlara “odachi” ya da “nodachi” denmekteydi. “Odachi” bazen katana ile eş anlamda kullanılıyordu.

Samuraylar kendilerini geliştirmek için gerçek kılıçları kullanmak yerine tahtadan yapılmış antrenman kılıçları kullanıyorlardı. Bunlar genellikle ağaçtan yapılırdı ama bambudan yapılanları da vardı. (Bambudan yapılanlar daha çok kendo çalışmalarında kullanılır.)

Samuray katanasını kullanamadığında wakizashi'yi kullanır. Bir yapıya girerken samuray, katanasını girişteki parmaklı rafa bırakır. Askerlerin tabancası gibi samurayın wakizashisi de onun ayrılmaz parçasıydı. Bir samuray wakizashisini uyanır uyanmaz takar ve uyuyana tek üzerinde taşır. Erken çağda, sivil savaşların olduğu dönemde wakizashinin yerini ise tanto aldı.

B) Samurayların Yelpazeleri:

Samuraylar bellerinde taşıdıkları katana ve wakizashi dışında bazen yelpaze de taşırlardı. Yelpaze gündelik bir araç olarak görünse de bir samuray gerektiğinde bunu kendini savunmak için de kullanabilirdi.

 

Samuraylar sıklıkla gündelik işlerde, boş vakitlerinde ya da yüksek mertebedekilerle görüşürken silahsızlandırılırdı. Birisinin evini ziyaret ederken, samuray bir kılıcını ya da iki kılıcını birden bırakmak zorunda kalabilirdi. Belinde (obi'sinde) yelpazesi olan bir samuray asla tam olarak silahsızlandırılmış değildir. Tehlikeli bir durumda kendini yelpazesi ile kolayca savunabilir.

 

Bir eve girilirken ya da kıdemli birinin odasına girerken uygulanan Japon geleneği dizlerin üzerine çökerek katlanmış olan yelpazeyi yatak olarak kısa bir mesafe öne koymaktır.

Samurayların Saç Stilleri

Samuraylar savaşta kullandıkları miğferleri daha rahat giyebilmek amacı ile chonmage denilen bir saç stili uygulamışlardır. Bu saç stilinde saçlarının tepesinden alnına kadar olan kısımlarını tıraş edip geriye kalan saçlarını da tepe düğümü biçiminde toplarlardı.

Kimi dönemlerde her samuray tarafından uygulanmasa da chonmage stili tıpkı kılıçlar gibi samurayların sembolü olmuştu. O zamanlarda eğer zor kullanılarak samurayın tepe düğümü kesilirse bu utanç verici ve gurur kırıcı bir durum olarak değerlendirilirdi. Çünkü tepe düğümü samuraylar için en az kılıçları kadar önem teşkil etmekteydi. (Sağdaki Resim: Son Samuray filminden alınmış konuyu örnekleyen bir sahne.)

Tepe düğümü yapılırken önce uzun olan saçlar geride at kuyruğu şeklinde toplanır. Ardından toplanan saç başın üzerine doğru kıvrılarak tekrar tutturulurdu. Başın üst tarafındaki saçların tıraş edilmesi ise daha çok Edo Dönemi'nde görülmekteydi. (Soldaki resim: Chonmage örneği)

Samurayların Giyimleri

Samurayların günlük kıyafetleri elbette ki kimonoydu ve kimonoları genellikle ipekten yapılırdı. Kışları ağır kimonolar giyen samuraylar yazları iyi ipekten yapılmış hafif kimonolar giyerlerdi. Kışlık kimonolarını çıkarıp yazlık kimonoları kullanmaya geçtiklerinde törensel bir günleri olurdu. Bu gün dördüncü ayın ilk günü olurdu ki şimdiki hesaplamaya göre Mayıs'ın ilk haftasına denk gelmekteydi.

Kimononun altına peştamal giyilmekteydi ki bunun iki çeşidi bulunmaktaydı. Biri şal gibi olup kaba bir tabirle çocuk bezi gibi bağlanmaktaydı. Diğer çeşidi ise (daha çok zırhın altına giyilen) vücudun ön kısmına giyilen uzun bir parça kumaştır.

Samuraylar tobi denen çorapları kullanırdı. Bu çorapların baş parmak ile diğer parmaklar arasına denk gelecek bir ayrılımı bulunmaktaydı ki bu ayrım (parmak arası) terlikleri giymeyi kolaylaştırıyordu. Tobi denen çoraplar genellikle her gün giyiliyordu ve renkleri genellikle beyaz oluyordu. Ve bunlar genellikle mevsime göre dikiliyordu.

Yağmurlu günlerde samuraylar da herkes gibi yağmurluk giyiyordu ama onların yağmurlukları hasırdandı.

12. ve 17. yüzyıllar arasında hitatare stilindeki giyim popülerdi. Sıradan kimonodan farklı olarak hitatare iki farklı parçadan oluşuyordu.

Meltem Yıldırım

 

 
  Bugün 9 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=